13 Ekim 2009 Salı

AKILLANMAYACAĞIM BEN...

Akıllanmayacağım ben neden bu kafa sürekli boşa sarıyor değil mi? Küçükken başımı yastığa koyduğumda kulağımdaki sesleri yastığın altında yaşayan tırtıllar zannederdim ne kadar safmışım kalp atışlarımmış onlar:) şimdi de öle o alıklık devam ediyor sırtıma değilde kıçıma kanat taksalar yine uçarım o halde yani .. elimde su testisi her susayana yetişiyorum... her acıyı dindirmeye çalışıyorumm ... herkesin en iyi arkadaşı olayım aman ii evlat olayım ii dost olayımm .. merak ediyorum benim için de dua eden var mıdır? koş koş insan üzüntüden kırıntı gibi olur mu yahu? ben oldum.. binlerc küçük parçalara bölündümm... kuarklara hatta .. kırıklığım belki de yaptıklarım ölçüsünde bişiler beklememdir ha? 2 haftadır aklımı kurcalayan kemiren o karıncalar uyku uyutmuo bana... kullandığım değerli ilaçların yan etkisi bana uykusuzluk kazanımım ise ders çalışıom ... hep geç kalmışım hissiyle beraber... yaftalanmanın inanılmaz mide bulantısını çekiyorumm.. bir rahat ol diyemıom kendime .. anlamsız birini mi bir şeyimi bekliom yoksa durduk yerde mi kaşınıyorum .. yok mu bir delikanlı çıkıp gel naiade bu gece yürüyelim senin o sevdiğin caddelerde sen ağla doyasıya .. at bütün dertleri diyecekk
o kadar sıkıldım ki hayatım okul duş uyku şahane 3lüsünün emrinde... sert kalemim naif duygularım dolabımda hep asılı olan ama giyilmeyen kıyafetlere benziyor... hatta onlar da birbirleriyle kombine olamıyorlar.. sahibeleri nasıl olsun:) ayar vermek istiyorum beni kızdıranlara '' sen nesin ki kimsin ki '' diyesim geliyor.. amma velakin yanlış anlaşılmayayım zira en çok korkup taktığım durumdur severim aslında insancıkları... kızdığım şey rutinlik onu anlayamıyorum aklımın çeperlerini zorluyor benim elimde fırçam olmalı kalemim olmalı ...yoksa ruhum dilim dilim oluyor sıradan insanların rutinliklerinde.... onları aşağılamıyorumm a ama benim dünyamda hep harfler var farklı dillerde... bir de kafamda hep çalan bir müzik kutusu var ipoda gerenk kalmıyor:) hoca ders anlatıyor mesela öyle bir yorum yapıyor ki nasıl sığ benim diyen eşek öle yapmaz... hayır ne yapsam sasırıyor.. zaten sürü olanların içinde çıkıp bakın karsınızda her oturanı biat edecek koyunlardan zannetmeyin diyesim geliyor... naiade çık tahtaya ver ayarı hocaya topla en şahanesinden ffleri diyor şeytann.. aklım da annen yapma dedi bak o da hoca .. sakin ol farkındalığı sen mi vercen duyarlı hatun sen mi olacan diyor .. onlar konusurken bn notlarımı yazmış hocanın da notunu vermiş olarak sürümden ayrılıp kahve içmeye gidiyorumm.ancak kısa süreli endorfin patlamaları zamanın üstüme doğru gelişini slow motion aşk filmine çeviriyor... aslında aşk filmlerini de sevmem.. action olsun tarihi olsun azcık felsefi olsun mis mis derim...
Zira hatuNİ özelliklerim sınırlı ve derin olduğundan surete değil sirete bakın derim :)
Ha böyle yazan bir blogger arkadaş gördüğümde herhalde çok çirkin demiştim yok ben öle değilim elim ayağım yerinde aklım hariç:)
Bir de ifrat tefrit olmasam rahibelerle ile fahişeler hep yan yana hayatımda.... sessizliğimle bütünleşmiş gerçek ve emin olduğum hoşgörümü zorluyorlar cevap vermediğim için ... nasıl insanlarsınız siz !!! susuyorum diye onaylıyor değilim yargılamıyorum diye ayıplamıyor da değilim içimden ...sesler harf olmasın kalbe girip yer etmesin diye öyle sessizce kendimi kendime anlatıyorum.. ama çok fena olcak çünkü ilk defa farklı arkadaşlarımın olmasıyla övünen ben arada birisinin ahlaksızlığı yüzünden yaftalandım kulaklarımın duymadığı çirkin kelimelere maruz kaldım sevdiğim bir insan söyledi üstelik... öyle sarstı ki beni kin nefret dalgalandı midemde... zira üniversitenin vermiş olduğu o karma duygusu benim için yabancı değildi.. ama lisede de böylelerine yardım etmeye çalışmış ve sevdiklerimi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmıştım.ama çok değer verdiğim birisinin dediği gibi ''bazılarının kalpleri mühürlenmiştir ne yaparsan yap kötülük onlara iyilikmiş gibi gözükür '' demişti.. ne kadar da haklıymışş.. onu anladığınızda ortaya çıkan hüsran duygusu var ya hiç öyle bir yenilgi yaşamamıştımm...

1 Ekim 2009 Perşembe

BAŞLANGIÇLAR

Canımı çaldılar ,heybelerinde götürdüler eski ama tadı damağımda kalmış anılarımdı , kokularımdı hazlarımdı. Son günlerde caddelerde bir yerler giderken çocukluk anlarımın kokuları burnuma çalınıyor.Anlam veremiyorum , düşünüyorum aynı zamanda korkuyorum da. Hiç yaşamadığım bir deneyim bana hep gül kokularını bırakıyorlar ,babamın kokusunu , pişmiş aşın sıcak kokusunu, açık havanın özgür kokusunu bırakıyorlar. Öyle tarif edilemez bir haz ki yılllar sonra insanın sevdiğini görünce duyulan duygular gibi...


Özellikle evime giden sokakta caminin ordan geçerken son zamanlarda yaşıyorum öyle karmaşık ki aynı zamanda korku ile özlem bir de pişmanlık aromalarını tadıyorum. Öyle zamansız ki bu kokular ayaklarım yerden kesiliyor mekanın bir önemi kalmıyor.Hiç böyle bir şey duymadım da yaşamadım da...



Mutlak bir anlamı vardır diye düşünüyorum ama bilemiyorum . Zira benim dünyamda zaman çok yavaş akıyor 17 mde uyumaya başladım yaş 23 olduğunda komadan bir hastayı uyandırdıklarındaki şaşkınlık vardı bende.

Bazen gecelerce ve gecelerce düşünsem aksa aksa usul usul bir dere gibi veya bir nehir gibi çağlasa diyorum düşüncelerim çünkü bazen taşınmaz ,yastığa sığmaz oluyorlar.



Yüzümde beliren o manasız donuk bakış beni , benim dışımda olan insanlardan onlardan gelenlerden koruyor.Kalabalıkta akıyor durmadan baksam da görmüyorum zira benim gözüme karınca yuvasında yaprak taşıyan karıncalar gibi gözüküyorlar. Öylesine yoğun ama onlardan da değilim . Ara da gözüme batanlar ise mutlak ilgi duyduğum , korktuğum ya da bana bir kimseyi ,olayı çağrıştıranlar oluyor.



Öyle acımasız ve hoyratlar ki bana karşı bu düşünceler beni gerçeklikten koparıyorlar , sonra da zamanın iplerini kaybediyorum .Nedenler nasıllarla dans ediyor. Yanımda bulunan veya benim bulunmakla yükümlü olduğum bazı ruhlar da bana ağır geliyor. Sanki kendi yüküm yetmezmiş gibi bir de onlardan bulaşan kelimeler, düşünceler, farklar sesler, aksanlar, bakışlar , mimikler yerleşiyor bana

SONRA yeniden başa sarıyorum , benim ruhum aç belleğim değil bunu ayırt edebiliyorum .Benimkisi bilgilerle coşuyor , şenleniyor. Müzikler , anlar ,harfler ,kokular vazgeçilmezlerim .Hiçbirisi olmasa dahi benim aklımda hep şarkı söylüyorlar, tenimin kokusunu seviyorum, sevilmişliklerimi de saklıyorum içimde , özlemlerim de beni ayakta tutuyor.Yani yalnızlığım o kadar paha biçilmez ki içinde eriyip şekilllenebiliyorum.

Benim için derin bir manaya sahip olan yalnızlık dıştan bakıldığında beni sevenlere eziyet gibi geliyor. Haklılar da ama bunu anlamaları gerek .Zira ben olayları nadasa yatırmazsam ruhum biçiliyor ondandır suskunluğum , sertliğim , ondandır delilik meyilim ,ondandır affediniz beni umulur ki ben de affolunayım...